TOBİN’İN VERGİSİ?

Aslında Tobin Vergisi, ABD’li iktisatçı James Tobin’in ekonomi literatürüne kendi adıyla yaptığı en önemli katkılardan biridir. Basit anlamıyla sermayenin vergilendirilmesidir. Kısa vadeli sermaye hareketleri nedeniyle ödemeler dengesi ve makro ekonomik göstergelerinde istikrarı yakalayamayan, istikrarsız döviz kurlarının olduğu ekonomilerde, sermayenin yurt içi giriş ve çıkışı arasındaki süreyi uzatmayı ve kısa vadeli sermaye hareketleri yerine uzun vadeli yatırımı amaçlayan sermayenin girişini sağlamayı hedefleyen bir sermaye (döviz işlem vergisi olarak da anılır)vergisidir. Vergi toplama mekanizması ve vergi tabanı bakımından Tobin vergisi ile diğer işlem vergilerinin niteliği aynıdır ancak verginin içeriği, amacı ve önerilen vergi oranı bakımından farklılık arz etmektedir.

Şu sıralarda sıkça gündeme gelen Tobin vergisinden beklenen faydalar nelerdir dersek, birincisi; özellikle 80 sonrası ve 90’lı yıllarda, dalgalı kur rejiminin egemen olduğu bir dünyada bu tür dalgalanmaları azaltmak, ikincisi; finansal piyasaların yani para sahiplerinin büyük devletlere karşı bunu güç olarak kullanmalarını engellemek, üçüncüsü; ortak uygulanacak ülkelerde devlet bütçesine gelir sağlamak, dördüncüsü ise bana göre en başta da söylediğim gibi; kısa vadeli sermaye hareketleri nedeniyle ödemeler dengesi ve makro ekonomik göstergelerinde istikrarı yakalayamayan ekonomilerde, sermayenin yurt içi giriş ve çıkışı arasındaki süreyi uzatmayı ve kısa vadeli sermaye hareketleri yerine uzun vadeli yatırımı amaçlayan sermayenin girişini sağlamaktır. Ancak bütün bu saydıklarımızın yanında inkar edilemeyecek en önemli gerçeği Tobin 1972 yılında bir konferansta söylemiştir:”uluslararası döviz işlemlerindeki spekülatif hareketlerin önünü kesmek için, bu işlemler üzerine bir “mali işlem vergisi” konulmalıdır”. James Tobin’in bu önerileri doğrultusunda gelişmiş ülkeler döviz, yabancı para, hisse senedi, tahvillerde çok küçük değerlerde(binde1 ile binde5 arasında) vergi uygulamaya başlamıştır. Ama burada söz konusu Tobin vergisinin tam anlamıyla uygulanabilmesi için kesinlikle küresel bir uygulama alanı yaratılmalıdır. Aksi takdirde diğer sermaye araçları ve işlem vergilerinden hiçbir farkı kalmayacaktır.  AB’ne üye 11’e yakın ülke Tobin vergisinin 2015′ten itibaren uygulanmasını isterken bunlar içerisinden İngiltere ve İsveç uygulamaya karşı çıkmaktadır. Çünkü bu ülkelere göre verginin konulması finansal piyasalara kaynak girişini zayıflatacak, asıl o zaman döviz kuru istikrasızlığı çıkacaktır, görüşünü savunmaktadırlar.

Birazda Türkiye açısından olaya değinecek olursak, eğer verginin uygulama alanı küresel olursa mutlaka Türkiye’de bu alan içerisinde bence olmalıdır. Ama bununla birlikte bu vergi politikalarından ülke adına çok üstün bir sonuç beklemekte yanlış olur hatta kısa vadeli spekülatif sermaye hareketlerinin ana uğrak noktalarından olan Türkiye’ye sıcak para girişinin bu durumla beraber azalacağı da aşikardır. Bu nedenle ülke olarak daha istikrarlı bir büyüme, güçlü bir ekonomi istiyorsak kendi iç dinamiklerimizi göz önüne alıp daha çok katma değer yaratan bir ekonomi düzeni, bir ekonomi modeli tespit etmemiz gerektiği kanısındayım.

                                                                                                            Ozan Bingöl

 

Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>