GEÇMİŞE YÖNELİK MÜKELLEFİYET TESİSİ VE NETİCELERİ?

Ozan Bingöl - Vergi mevzuatı ve uygulamaları SMMM yeterlilik
Ozan Bingöl – Vergi mevzuatı ve uygulamaları

Yazımızın başlığına bakınca geçmişe yönelik nasıl mükellefiyet tesis edilir diye düşünebilirsiniz. Öyleyse şu örneği vererek başlayalım. Ülkemizde herkesinde bildiği üzere ayakçı galerici ya da ayakçı emlakçı tabirleri literatürde yer almaktadır. Aslında bu vatandaşlar için kullanılan “ayakçı” kelimesinin özü bu işlerle uğraşan vatandaşlarımızın bir işyerlerinin olmamasını, kayıt altında olmadıklarını ve bu işleri aslında! sürekli yapmadıklarını ifade etmektedir.

İşte bu doğrultuda kayıt dışı olarak herhangi bir işyeri açmadan, mükellefiyet tesis ettirmeden, yıl içerisinde ve yıllara yaygın olarak düzenli bir şekilde kendi adına kayıtlı birden fazla araç ya da gayrımenkul alıp satmak gelir vergisi kanunumuza göre ticari faaliyet sayılmaktadır ve gelirin unsurlarından ticari kazanç olarak ta vergilendirilmektedir. Ancak vatandaş, bu işleri yaparken herhangi bir mükellefiyeti olmadığından tahakkuk zamanaşımı süresi olan 5 yıl içerisinde Gelir İdaresi Başkanlığınca belirtilen işlerle iştigal ettiğinin tespit edilmesi halinde bazı olumsuz sonuçlarla karşılaşabilmektedir. Bu olumsuz sonuçlardan kast etmek istediğimiz de işte tam yazımızın başlığı olan geçmişe yönelik mükellefiyet tesisidir. Vergi dairesi tarafından geçmişe yönelik vatandaşa mükellefiyet tesis ettirmek yıllık gelir vergisi, KDV, vergi ziyaı ve özel usulsüzlük cezalarının uygulanmasını ifade etmektedir. Tam bu noktada böyle bir durumda yapılması gerekenleri şöyle bir sıralamak gerekmektedir, ilk olarak en temel yapılacak işlem:

1- Yoklama ile mükellefiyet tesis ettirilir ya da bu işlem resen yapılırsa kesinlikle mükellefiyet tesisine itiraz edilmeli ve dava açılmalıdır. Çünkü eğer bu yol izlenmez ise vatandaş yoklama yapıldığı ya da yakalandığı tarihten itibaren geriye doğru 5 yıl boyunca Bağ-kur prim borcu, emekliyken bu işleri yaptıysa %15 (Sosyal Güvenlik Destek Primi) SGDP borcu ile karşılaşacaktır. Bu nedenle olay sadece vergi dairesini bağlamamakta, ilgili vergi dairesinin mükellefiyeti SGK’ ya bildirmesiyle olaya Sosyal Güvenlik Kurumu da müdahil olmaktadır. Böylece neticeler vatandaş açısından daha da ağırlaşabilir.

2- Fakat vatandaşa bu işlerinden dolayı salınacak olan KDV ve yıllık gelir vergileri (hesaplama hataları hariç) ve bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları için süresini geçirmeden (30gün) uzlaşmaya gidilmeli ve daha sonrasında da ortaya çıkacak miktarlar vadesinde ödenmelidir.

3- Mükellefiyet tesis edilen vatandaşa uygulanacak en ağır yaptırım olan özel usulsüzlük cezasına gelince, burada yine geçmiş 5 yıla yönelik olarak elektronik ortamda beyanname verilmemesinden dolayı her verilmeyen beyanname için ilgili vergi dairelerince VUK mük. Md. 355’e göre özel usulsüzlük cezası uygulanmaktadır. Uygulanan bu cezanın tutarı neredeyse vatandaşın ödeyeceği vergi asıl ve ferilerinin 4-5 katına kadar çıkmaktadır. Vatandaşa uygulanacak bu cezanın iki önemli sonucu bulunmaktadır. Birincisi elektronik ortamda beyanname verebilmek için işe başlamayı bildirmiş olmak, mükellefiyet tesis ettirmiş olmak, gerekli formları doldurup ıslak imzayla imzalamak ve şifre almış olmak gerekmektedir. Ancak zaten vatandaş kayıt altına alındığında mükellefiyet tesis ettirildiği için bu vatandaşa geçmiş yıllardan dolayı sen neden elektronik ortamda beyanname vermedin? diye cezai yaptırım uygulanması söz konusu değildir. Çünkü kanun hükmü gayet açıktır yukarıda saydığımız işlemler yapılmadan elektronik ortamda beyanname verilmesi mümkün değildir, bu nedenle vatandaş kendisine gelen ihbarname ile mükellefiyetten haberdar olduğundan kesilecek özel usulsüzlük cezaları hukuka aykırıdır.

İkincisi ise Danıştay’ın ve Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun bu tür cezalarda aldığı kararlardır ve bu kararlar bu güne kadar ki süreçte hep mükellef lehine sonuçlanmıştır. Çünkü bu cezaların hukuki anlamda yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Olay Vergi Usul Kanununda gayet açık bir şekilde görülmektedir.

Sonuç olarak karşılaşılan böyle durumlarda verginin tabana yayılması, mükellefin vergiye gönüllü uyumunu arttırmak ve en önemlisi vergi dairesi-mükellef işbirliğini sağlamak adına daha kalıcı ve pratik çözümler üretmenin gerekliliği ve olayın sadece ceza kesmek olmadığı kanısındayım.

                                                                                                              Ozan Bingöl

Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>