BİR KPSS POLİSİYESİ!

Lisenin bitimi ile beraber artık yetişkin bir birey olarak memleketi terk etme, başka ilde okuma, özgür olma hissiyatı ağır basmaya başlamış ve zorlu bir sınav maratonundan geçilerek güzide ülkemin güzide üniversitelerinden İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin herhangi bir bölümüne kapak(!) atılmıştır. Herhangi bir bölümden kastım hikayenin devamında hepsinin de sonucunun aynı yere çıkmasından ibarettir!!!

Neyse, üniversitenin başlamasıyla birlikte bir ev arkadaşı edinip, daha sonra eve çıkmak maksadıyla bir öğrenci yurduna kayıt yaptırılır. Bu ilk yıllarda öğrencilik hayatı doyasıya yaşanır; bahar şenlikleri, kantinciden daha fazla kantindeki check-in’ler, fotokopici abiden sınav soruları, yemekhanede karşı cinsle yakınlaşmalar, kulüpler, topluluklar vs liste böyle uzaaaar gider. İşte böylece ilk iki sene atlatılmış ve 3. Sınıfa gelinmiş olunur. 3. Sınıf olunduğunda yavaş yavaş bazı gerçekler gün yüzüne çıkmaya başlar. İşte o gerçeklerden en acısı bir üst sınıftaki abi ve ablaların dershane maratonunun fark edilmesi ile belirir! İşte o sancılı süreç bu farkındalıkla başlamış olur; KPSS!!!
Süreç yavaş yavaş nüfuz eder kanına gencimizin. Artık 4. sınıf olunmuş ve son düzlükte iş kaygısı, sınav düşüncesi, bitirince ne olacağı sorusu kulaklarında çınlamaya başlamıştır. Öncelikle bir dershane arayışına girilir. 4. sınıf; Son sene, mezuniyetten önce ki son viraj, otobandan önceki son tesistir. Devam edecek olan eğitim sürecinin fizibilite aşamasıdır. Genelde bulunduğu ilde arkadaşlarının, büyüklerinin daha önce denediği ve memnun kalıp birkaç kez daha gittiği (memnuniyet yanlış anlaşılmasın!!!) dershaneler tercih edilir. Bir yandan okul diğer yandan dershane gözünde büyür bu gencimizin. Bundan sonraki check-in durağı artık dershane kantinidir ve hedef daha ciddileşmiş, yer bildirimi için kütüphane tercih edilmeye başlanmıştır. Bu dershane sürecinin başlangıcında mezun adayı gencimiz çok kararlıdır. Hedef nettir, maliye bakanlığı şiyarı ile vergi müfettişi olmak istemektedir. Ancak birşey dikkatini çeker, dershanedeki sınıfında farklı bölüm okuyan diğer İİBF’li arkadaşları da vergi müfettişi olmak istemektedirler.

Aslında bu dershane süreci kısaca şöyle de tanımlanabilir; Kararlı idealist gencimiz bu sürece Eylül’de Vergi Müfettişi olmak isteyerek başlar, hedef bellidir. Şubat-Mart gibi “Gelir Uzmanı’da olur aslında, hem rotasyonu da yok, rahatsın en azından abi” ye döner iş ve maalesef süreç çoğunlukla Temmuz ayında Polis Meslek Yüksekokulu ile sonuçlanır. İşte bir KPSS polisiyesi!

(Şayet, bu gencimizin aradan sıyrılıp iyi bir puan aldığını farz edersek devam edebiliriz hikâyemize!)

Evet KPSS’den den iyi bir puan alınmıştı alınmasına da, asıl iş ondan sonra başlıyordu. Çünkü kadro (hala bile ne anlama geldiği çözülememiş, daha denk gelinememiştir!!!) beklemek zorundaydı idealist gencimiz. Artık yeni bir süreç olan “İlan Takip Sistemi” başlamıştı gencimiz için! Düzenli olarak her gün KPSS forum siteleri, Facebook ilan sayfaları, memurlar.net’te sörf yapılmakta, aynı zamanda bu siteler bilgisayarın sık kullanılanlar listesinde hergün bir yenisiyle değiştirilmekte idi. Zaman böylece ilerlerken beklenen haber gelmiş ve istediği kadro açılmıştı, alım yapılacaktı. (Bu haber bu HİKAYEDE uydurulmuştur gerçek hayatla asla bir ilgisi yoktur!!!) hemen başvuruda bulunulmalıydı kurum sınavı için ve böylece yeni bir sürece geçilmişti; TORPİL!!!

Bu arada dershane kitaplarının büyük bölümü evde çaydanlık altlığı olurken; Zeynel Dinler, 4T, İktisat Okulları, Themis gibi bazı kitaplar görevlerini daha tamamlamadıkları için başucu kitapları olmuştu. Çünkü maraton daha devam ediyordu o kaynaklar için. Yazılı kurum sınavı da geçilmiş mülakata çağırılmıştı artık gencimiz. Yani 450.000 arkadaşından ilk 500′e girmeyi başarmıştı!!!(500 sayısı herhangi bir HAYAL ürünü ya da HİKAYE değil tamamen GERÇEKTİR!!!) Bununla beraber yeni bir süreç daha başlamıştı tanımı daha bilinmeyen; REFERANS!!!

İşte o güne kadar hiç ihtiyaç duyulmamış bu kavram artık büyük önem taşıyordu. Bulmak için kollar sıvanmış, memleketteki teyzenin görümcesinin kızının kocası ideal görülmüş ikinci referans için ise bazen okulda selam bile verilmeyen hocalar tercih edilmişti. Ancak yıllardır bu referansları kimlerin aradığı ya da aramada nelerin sorulduğu konusunda hiçbir kimse bilgi sahibi değildi, bazı şehir efsaneleri dışında.

Böylelikle sona doğru gelinmiş, yazılı sınavlardan iyi puanlar alınmış, iyi referanslar bulunmuştu. Bütün bunların kişiye kattığı özgüven ve rahatlık meslek sahibi olma yolundaki son aşamayı da geçmek için gayet yeterli idi. Evet, mülakat günü gelmiş, Ankara öğretmenevinden yer ayırtılmış, kıyafetler hazırlanmış, arkadaşlarla sözleşilmişti buluşmak için mülakat sonrası Kızılay’da. Zaten daha önceden birçok kez kurum sınavları, mülakatlar için Ankara’ya gelindiğinden artık tecrübe edilmişti her durum.

Herşey bitmişti, bütün bu olumlu kriterlerin bir araya gelmesi de yetmemişti. Haber kötüydü, onca emek ziyan olmuş, maddi kayıplar ile manevi çöküş ise bir başka sınava ertelenmişti!!! Askerlik akla bile getirilmek istenmiyor, anne ve teyzenin bulduğu hayırlı eş adayları film şeridi gibi geçiyordu akıllardan. Bu uzun soluklu maraton sadece bu sınav için sona ermişti. Mülakatta uygun görülmemiş(!) ve elenmişti gencimiz…

 

NOT: Yukarıda anlattıklarımın bir gün hikâye olması temennilerimle…

Tüm genç kardeşlerimin mezun oldukları okullara, aldıkları eğitimlere uygun çalışma alanları bulabilmeleri dileklerimle….

                                                                                                             Ozan Bingöl

Be Sociable, Share!

BİR KPSS POLİSİYESİ!” üzerine 1 düşünce

  1. Geri izleme: KPSS polisiyesi ve İİBF | İİBF Mezunları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>